Topluluğumuzun bir parçası olmak için hemen ücretsiz hesabını oluştur! Giriş yaptığında, kendi konularını ve gönderilerini ekleyerek siteye katkıda bulunabilir, ayrıca özel gelen kutun aracılığıyla diğer üyelerle bağlantı kurabilirsin. 📌
Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Ağaç budamak, bir anlamda doğanın verdiği hediyeyi korumak gibi... Düşünsene, dallar uzayıp gitmiş, yapraklar her yeri kaplamış. Bu durum bir yandan güzel ama bir yandan da ağacın içten içe yorulmasına sebep olabilir. İşte bu yüzden budama dediğimiz olay, aslında ağacın nefes almasını sağlıyor...
Küçük bir bahçe sahibi olmak, büyük bir nimet. Hele ki, o küçücük alandan en yüksek verimi alabiliyorsanız, değmeyin keyfinize! Peki, nasıl sağlanır bu verim? Öncelikle, toprak iyi işlenmeli. Toprak adeta bahçenin can damarı. Biraz daha derine inecek olursak, toprağın kalitesi, bahçenizin...
Nar ağacı, dallarını budanmayı bekleyen bir dost gibidir bazen. O dallar ki, öylece uzayıp gider, sanki sonsuza dek büyüyecekmiş gibi. Ama işin sırrı onların biraz kısaltılmasında, biraz da şekil verilmesinde saklı. İşte bu yüzden, nar ağacı budama işine girişmeden önce, bir durup düşünmek...
Bir varmış bir yokmuş... Bir zamanlar bir bahçede, dalları gökyüzüne uzanmış, meyveleri dallarında tatlı bir şeftali ağacı yaşarmış. Bahçe sahibi Mehmet Amca, her yıl bu ağacın etrafında dolanır, meyvesinden tattıkça daha da mutlu olurmuş. Ama Mehmet Amca bilirmiş ki, bu ağacın sağlıklı...
Ürün budaması... Ne kadar da ilginç bir kavram değil mi? Birçok kişi için bu terim, meyve ağaçlarıyla sınırlı gibi görünse de aslında, hayatın her alanına dokunan bir süreç. Düşünsene, evdeki bitkilerden tut, büyük tarım arazilerine kadar birçok yerde kullanılıyor. Peki, neden bu kadar önemli...
Her mevsim değiştiğinde, bahçede bir tur atmak adeta bir ritüel gibidir. Elinize bir fincan çay alıp, o yaşlı ağaçların etrafında dolanırken, aklınıza hep aynı soru gelir; "Bu dalları nasıl budamalı?" İşte o an kafanızda beliren soru işaretleri, aslında doğanın size fısıldadığı küçük sırlar...
Budama, birçok bahçıvan için kaçınılmaz bir ritüel gibidir. Ama ne yalan söyleyeyim, budama yaptıktan sonra ağacın kuruyup kurumayacağı konusu, insanın aklında hep bir soru işareti bırakır. Aslında, budama işlemi doğru yapıldığında ağaç için faydalıdır. Ama işin püf noktalarını atlamak da var...
Budama... Bahçeyle uğraşan herkesin aklını kurcalayan o mesele. Evet, şimdi düşün; eğer yapmazsan ne olur? Öncelikle, bitkilerin kendi hâllerine bırakılmaları demek, biraz da onların kendi kaderlerine terk edilmeleri demektir. O güzelim çiçekler, meyve ağaçları; artık nasıl isterlerse öyle...
Budama nedir, diye düşündünüz mü hiç? Hani şu ağaçların dallarını kesip biçme işi. "Ne gerek var, kendi haline bırakalım," diyen de olur. Ama işte, büyüsünler, meyve versinler diye yapılıyor bu iş. Yoksa dallar uzar gider, ağaç da kendini toparlayamaz.
Kış yaklaşırken, bahçede şöyle bir dolanın...
Ağaçların arasında gezinirken, bazen yaprakların uç kısımlarının sararıp kuruduğunu fark edersin. İşte, bu 'uç kuruması' dediğimiz durum. Peki, ne yapacaksın? Elinde makasla dalın neresinden kesileceğini düşünüyorsun belki de. Bu noktada, dikkat etmen gereken birkaç püf noktası var. Diyelim ki...
Budama, bahçeciliğin en heyecan verici aşamalarından biri. Ama işin püf noktası, bu aşamanın ardından yapılacak uygulamalarda saklı. Bordo bulamacı kelimesi kulağa ne kadar hoş gelmese de, işin ehli olanlar için adeta sihirli bir değnek. Doğru zamanda, doğru şekilde kullanıldığında, mantar ve...
Hani derler ya, ceviz ağacı meyvelerini en iyi verirse anlam kazanır diye. İşte budama da tam bu noktada devreye giriyor. Yoksa sen de mi düşündün, "Budamayı doğru yapmazsam ağacımın bereketi ne olacak?" diye. Ceviz budama, aslında bir tür incelik isteyen zanaat. Ceviz ağacının dallarını nasıl...
Doğanın büyüleyici döngüsünde ağaçların çiçek açması ve meyve vermesi, yaşamın en güzel döngülerinden biridir. Ancak bazen, her şey plana uygun gitmez ve ağaçlar çiçeklerini dökmeye başlar. İşte burada bor ve çinko devreye girer. Bu iki element, meyve tutumunda kritik bir rol oynar. Peki, neden...
Toprak... Hani şu ayaklarımızın altında bizimle birlikte nefes alan, bize hayat veren mucizevi madde. Bahçenizde ya da balkonunuzda yetiştirdiğiniz bitkiler için doğru toprak karışımını bulmak, çoğu zaman deneme yanılma süreci gerektirir. Biraz sabır, biraz araştırma ve bolca merakla her şey...
Elimdeki fasulyeler oturak mı, sırık mı? İşte o soru. Her bahar aynı muamma! Elime bir avuç tohum alıyorum, bakıyorum, düşünüyorum. Ya oturak çıkarsa? Ya sırık? Fasulyeyi toprakla buluştururken, kafamda deli sorular. Hani bir bilene sorsan da, o da bilmez ki abi. Fasulye işte, ne kadar karmaşık...
Beyaz küf, ya da daha bilindik bir adıyla külleme, bitkilerin peşini bırakmayan bir dert, değil mi? Her seferinde sağlıklı görünen yaprakların üzerinde o beyaz tabakayı görmek, insanı deli eder. Ama işte burada devreye karbonatlı su karışımı giriyor. Karışımın oranları konusunda kafa karışıklığı...
Hortum bağlantı aparatları, bahçede keyifli bir gün geçirirken aniden her yeri su içinde bırakabilir. Su kaçağı, küçük bir sorun gibi görünse de insanın sinirini zıplatabilir. Düşünsene, çiçekleri suluyorsun ama hortumun ucundaki bağlantıdan su sızıyor. Etrafa saçılan su damlacıkları, ortalığı...
Balkona her çıktığımda içimi bir huzur kaplar. Hele bir de o balkona minik bir bahçe kurmuşsam, keyfim iki katına çıkar. Güneşin pek uğramadığı bir köşe... Dert mi değil! Gölge seven sebzelerle dolu bir cennet yaratabilirim orada. Çünkü bazı sebzeler, güneş ışığına pek ihtiyaç duymadan da büyür...
Bazen dolabı açtığımda, içi yiyecek dolu plastik kaplara bakarken durup düşünüyorum. Bu kaplar gerçekten güvenli mi? Yoksa yemeğimizi sessizce zehirliyor mu? Evet, BPA ve diğer kimyasallardan bahsediyorum. Plastik kaplar mucize gibi ama bir o kadar da... tehlikeli olabilir, değil mi?
BPA, yani...